Ömer Çelik'ten 25. yıl mesajı: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüyoruz"

YAZI BASI REKLAM
Tum haberlerin basinda gorunur

Ömer Çelik'ten 25. yıl mesajı: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüyoruz" hakkındaki son bilgiler şöyle:

Beklentiler ve Öngörüler

"AK PARTİ HALEN MİLLETİN EN YÜKSEK TEVECCÜHÜNE SAHİP PARTİ" Çelik, AK Parti'nin, milletin talebini devlete yansıttığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aslında devlet, toplum içinde belli kişilerin örgütlenmiş temsilini değil, milletin tamamının örgütlenmiş halini temsil eden bir yapı olarak, reformlara tabi tutulmaya ve dönüştürülmeye başlandı. Bütün bu sürecin sonu şudur, uzun yıllar kendi siyasi literatürümüzde vurgu yaptığımız merkez kavramlardan biri, sivil siyasetin üstünlüğüydü. Çünkü siyaset, sürekli olarak sadece oy verme mekanizmasına indirgenen, toplumla bağı konusunda yeterince düşünülmeyen, iktidara gelse bile birtakım vesayet unsurları tarafından tekrar elinden iradesi alınan şekli bir yapıya dönüştürülmüştü.

Mesela, vesayet odakları beğenmedikleri bir iktidar olduğunda o iktidarın teşkilatlarını, milletvekillerini istifa ettiriyorlardı ve onları bir bakıma işlevsiz hale getiriyorlardı. Öte yandan, ama Türkiye'nin en sancılı dönemlerinde bile, AK Parti teşkilatlarından bir kişiyi bile etkileyemediler. AK Parti milletvekillerinden hiç kimseyi vesayet unsuru haline getiremediler.

Yani içerideki vesayet unsurlarının saldırısından Fetullahçı Terör Örgütü'nün saldırısına kadar çok yönlü saldırılar karşısında AK Parti'yi ayakta tutan şey, milletimizle kurduğu doğru bağ ve Cumhurbaşkanımızın bu siyaset tarzını AK Parti'nin temel dinamiği, omurgası olarak koruma konusundaki liderliğidir. Bu çerçevede bu bağ kurulmuştur ve AK Parti, bu kadar uzun bir yolu halen milletin teveccühüne en yüksek sahip parti olarak sürdürmektedir." "AK Parti kurulduğu günden bu yana karşılaşılan kritik olayların nasıl aşıldığına" dair soru üzerine Çelik, kamuoyuna yansıyan ve yansımayan durumlar olduğunu söyledi. Bununla birlikte, "Siyasi partiler oy alıyordu, iktidara geliyordu.

Konuya İlişkin Diğer Bilgiler

Daha sonra sivil ayağını Cumhuriyet Halk Partisi'nin oluşturduğu, devlet içerisindeki ayağını askeri vesayet ve yargı vesayetinin oluşturduğu bir çember içerisine alınıyordu milletin seçtiği iktidarlar. O zaman da herhangi bir şekilde iş yapamaz hale geliyorlardı. Şöyle bir tabir çok kullanılırdı, 'Bu konu siyaset üstüdür.

Bu konu siyaset dışıdır' diye. Halbuki demokratik bir yaklaşım açısından siyaset üstü bir konu olmaz. Siyaset dışı bir konu da olmaz.

Her şey siyasetin içindedir. Edinilen bilgilere göre, bazı meseleler yüksek siyaset meselesidir. Bazı meseleler siyasetin olağan akışının içerisinde gerçekleşecek meselelerdir.

Sonuç

Ama bir şeye 'siyaset dışı' dediğinizde, onun siyaset dışı ya da siyaset üstü olduğuna kim karar veriyor?" "Siyaset üstü" denilerek milletin seçtiği iktidarın karışamayacağı birtakım dokunulmaz alanların yaratıldığına dikkati çeken Çelik, "Dolayısıyla böylesine çok sac ayaklı, siyaset üzerine çökmüş bir vesayet sürekli önünüze geliyordu. Askeri vesayet, yargı vesayeti, onun siyasi ayağı olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin tutumu, basında belli bir yapılanmış zihniyet söz konusu oluyordu. Öte yandan, i̇lk günden itibaren bunlarla mücadele edildi." diye konuştu.

Çelik, AK Parti'nin karşılaştığı önemli dönüm noktalarından birinin, partiyi kapatma davasının açılması olduğunu hatırlatarak, iddianamede gerçekliği olmayan iddiaların yer aldığını ve bunların "utanç verici" olduğunu kaydetti. O dönem yasaklı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın, İtalya, ABD ve Rusya'dan davetler aldığını anımsatan Çelik, bu davetlerle yabancı devletlerin muhatap olarak Erdoğan'ı aldıklarını ifade etti. "MUHTIRA TEŞEBBÜSÜNE KARŞI DURUŞ CUMHURİYET TARİHİNDE İLK OLDU" Çelik, Erdoğan'ın fiilen başbakan olduktan sonra karanlık zihniyetin teşebbüslerinin durmadığını ifade ederek, "Biri, bu kapatma davası meselesidir.

Bir diğeri, 27 Nisan'da muhtıra verilmeye çalışılmasıdır. Türkiye'de karanlık zihniyetin en kötü adetlerinden bir tanesiydi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir hükümet buna direndi.

Sürecin Arka Planı

Bu direnişin sonunda Cumhurbaşkanımız o gece verdiği kararla, bu muhtıra teşebbüsüne karşı bir duruşun ortaya koyulması Cumhuriyet tarihinde bir ilk oldu. Edinilen bilgilere göre, bu karanlık zihniyetin en çok kullandığı aletlerden bir tanesi, en kötü adetlerinden bir tanesi sona erdirildi." diye konuştu. Karanlık zihniyetin faaliyetlerine Gezi olaylarıyla devam ettiğini, dış destekli FETÖ'nün darbe girişiminin ise bir diğer önemli olay olduğunu anımsatan Çelik, "Bu saldırının püskürtülmesi, hem dünya örnekleri hem Türkiye tarihi açısından milletin direnişini ortaya koyma biçimi bakımından müstesna bir yere sahiptir.

O gece Cumhurbaşkanımızın 'Ben milletimizi sokaklara davet ediyorum' demesiyle, şehitler vererek, gazilerimizle beraber milli egemenliği koruma konusunda irade ortaya koyuldu." ifadelerini kullandı. Yaşanan bu krizlerin, yabancı odaklar ile içerideki odakların, Türkiye'nin milli egemenliğini zayıflatmaya dönük girişimleri olduğuna işaret eden Çelik, "Cumhurbaşkanımızın liderliği, AK Parti'nin tarihi, egemenliğin sadece millete ait olduğunun mücadelesinin verildiği bir tarihtir. Ayrıca, kamuoyuna yansımayan, bilinmeyen birçok olay da yaşandı.

Ama bana derseniz ki bütün bu şey nedir? Tek kelimeyle dışarıdaki ve içerideki vesayetin bitirilmesi yoluyla millet egemenliğinin üstündeki bütün yüklerin kaldırılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.