Gizli kanser aort anevrizmasına kapalı yöntemle ameliyat konusunda dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor.
Uzman Değerlendirmesi
Torakoabdominal aort anevrizması tanısı alan ve KOAH hastalığı nedeniyle açık cerrahi açısından yüksek riskli görülen Murat Özgür, yaklaşık bir yıl boyunca farklı sağlık merkezlerinde çözüm aradı. Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer ile Op. Dr.
Hidayet Demir tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından hastanın ileri endovasküler yöntemle tedavi edilmesine karar verildi. Kasık bölgesinden yapılan küçük kesilerle gerçekleştirilen operasyonda farklı ebatlarda 8 stent kullanılarak anevrizma tamamen kapalı yöntemle onarıldı. Yaşadığı süreci anlatan Murat Özgür, ilk belirtilerin aniden başladığını belirterek şunları söyledi: “Banyodan çıktıktan sonra göğsüme çok şiddetli bir ağrı saplandı. Nefes alamıyordum.
Ağrı sabaha kadar sürdü. Yapılan tetkiklerin ardından kalp ve damar cerrahisine gitmem gerektiği söylendi. Bununla birlikte, birçok doktora gittik.
Konuya İlişkin Diğer Bilgiler
Hepsi ameliyatın çok zor olduğunu söyledi. Sonra İstanbul’a geldim. Hocam beni ameliyat etti. Şimdi çok iyiyim.
Tek başıma yürüyebiliyor, rahatlıkla gelip gidebiliyorum. Elbette çok korkularım vardı ama şimdi kendimi iyi hissediyorum.” Hastanın oğlu Mert Özgür ise yaklaşık 8-9 ay boyunca farklı merkezlerde çözüm aradıklarını belirterek şöyle konuştu: “Babamın tip II torakoabdominal aort anevrizması vardı. Açık ameliyatın çok riskli olduğu söylendi.
KOAH hastası olduğu için ameliyatın uygun olmayabileceği ifade edildi. Öte yandan, daha sonra hocalarımıza ulaştık ve kapalı stent tedavisi uygulandı. Şu anda babam yürüyebiliyor, böbrek fonksiyonlarında hiçbir sorun yok.
Sürecin Arka Planı
Bu süreçte çok zor günler yaşadık. Sürekli damarın yırtılmasından korkuyorduk. Öte yandan, benzer durumda olan hastalar kesinlikle umutsuzluğa kapılmasın.
Bu hastalığın tedavisi var ve bu konuda çok başarılı hekimlerimiz bulunuyor.” Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, torakoabdominal aort anevrizmasının damar cerrahisinin en zorlu hastalıklarından biri olduğunu belirterek hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekti. Tunçer şöyle konuştu: “Biz aort anevrizmasını ‘sessiz kanser’ olarak tanımlıyoruz.
Ayrıca, çünkü hastalık çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerliyor. Hastalar günlük yaşamlarına devam ederken damar ağır seyreden yavaş büyüyor. Belirli bir seviyeye ulaştığında ise damar yırtılması veya diseksiyon gelişebiliyor ve bu durum ani ölüme neden olabiliyor.” Hastanın kendilerine ulaştığında aort damarındaki genişlemenin yaklaşık 12 santimetreye ulaştığını ifade eden Prof. Dr.
Sonuç
Tunçer, şunları söyledi: “Hastanın aort damarındaki genişleme 12 santimetreye ulaşmıştı. Normalde hastaların önemli ölçüde bölümü bu boyuta ulaşamadan damar yırtılması nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Kısacası oldukça ileri evredeydi.
Detaylı incelemelerimizin ardından kapalı yöntemle tedavi edilebileceğine karar verdik. Kasık bölgesinden yaklaşık 3 santimetrelik kesilerle ana stenti yerleştirdik. Bağırsak, karaciğer ve böbrek damarlarını özel stentlerle ana sisteme bağlayarak işlemi tamamen kapalı yöntemle tamamladık.
Hastamızı operasyondan 5 gün sonra taburcu ettik.” Op. Dr. Hidayet Demir ise torakoabdominal aort anevrizmalarının endovasküler yöntemle tedavisinin Türkiye’de son yıllarda uygulanmaya başlanan ileri tekniklerden biri olduğunu belirtti. “Son 1-2 yıl öncesine kadar bu tip hastalarda temel tedavi seçeneği açık cerrahiydi.
Gelişmenin Detayları
Hastamızı ayrıntılı üç boyutlu ölçümler ve analizlerle değerlendirdikten sonra kapalı yöntemle tedavi edebileceğimizi belirledik. Bu yöntem sayesinde hastalar çok daha kısa sürede taburcu oluyor ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebiliyor. Açık cerrahiye göre akciğer ve bağırsak komplikasyonları da belirgin şekilde azalıyor.” Op. Dr.
Demir, tedavinin ardından hastaların yaşam boyu takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarılarda bulundu: “Sigara, yüksek tansiyon ve genetik yatkınlık en dikkat çeken risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle ağır kaldırma, şiddetli öksürme ve aşırı ıkınma gibi ani basınç artışları damar yırtılması riskini artırabiliyor. Bu nedenle hastaların tansiyonlarını kontrol altında tutmaları, sigaradan uzak durmaları ve düzenli hekim kontrollerini aksatmamaları ciddi önem taşıyor.”

