‘Benim alevim kendime aslında’

YAZI BASI REKLAM
Tum haberlerin basinda gorunur

‘Benim alevim kendime aslında’ başlıklı gelişme gündemde önemli yer tutuyor.

Uzman Değerlendirmesi

Güncelleme Tarihi: Ağustos 10, 2024 07:00 Ekranda canlandırdığı karakterle 7’den 70’e geniş bir kitlenin sempatisini kazandı. Bu onun ilk gazete söyleşisi, o yüzden bir hayli heyecanlı. Ekranda gördündüğü gibi de sevimli ve sempatik.

Rahimcan’ı yakından tanıyarak başlıyoruz sohbetimize… Rahimcan isminin aslında biraz dramatik bir hikâyesi var. Annem bana hamileyken teyzem genç yaşta vefat ediyor, adı da Rahime.

O yüzden benim adımı da Rahimcan koyuyorlar. Kapkap da Osmanlı’da takunya tamircisi demek. Atalarım o işi yapıyormuş.

Öne Çıkan Noktalar

İsmim başta biraz farklı geliyor olabilir ama ben seviyorum farklı olmasını, başkasında yok. ◊ İsminin akılda kalması için sahne adı alan şarkıcılar, oyuncular var. Sen hiç ismini kısaltmayı falan düşündün mü?

Öte yandan, yoksa ‘Rahimcan Kapkap’ ismiyle star olunabilir mi? Sahne adı aklımın ucundan geçmedi. Bu tip olaylarda isme bakılıyor mu bilmiyorum ama yetenek olduktan sonra bence her şey olur.

◊ Seni ekranda iki sezondur izliyoruz, bir de yeni sinema filmin gelecek. Ayrıca, ama hakkında çok bilgi yok. Sen kendini nasıl anlatırsın?

Gelişmenin Detayları

Kendimi tanıma evresindeyim. 26 yaşındayım. Delidolu olmayı seviyorum. Öte yandan, bu halim özellikle sette bazen fazla geliyor, sanki içimde 7 yaşında bir çocuk varmış da onu susturmaya, durdurmaya çalışıyormuşum gibi hissettiğim çok an oluyor.

Yalnız kaldığımda kendimi daha içedönük, duygusal bir yere çekebiliyorum… Bakalım ben de kendimi izliyorum, neler olacak bilmiyorum. ◊ Bu delidolu çocuğun hikâyesi nerede başlıyor? Konya’da doğdum.

Buna göre, dört kardeşiz, ben en küçüğüm. Annem ev hanımı, babam fotoğrafçı. Annem hâlâ orada, babamı kaybettik.

Sürecin Arka Planı

Sağ ol, geçen sene kaybettik. 64 yaşında, koah hastasıydı. Diş çektirdi, iltihap kaptı ve iki-üç ay içinde oldu.

◊ Bu kayıp hayatını nasıl etkiledi? ◊ Ailede oyunculuk mesleğiyle ilgilenen kimse yok muydu? Yok. Ama 8 yaşımda fotoşop yapıyordum, bilgisayar programlarını kullanıyordum.

Ne çok sinemaya ne de çok tiyatroya gittim; öyle bir alanım, ulaşabilirliğim yoktu. Yine de içten içe “Oyuncu olacağım, sahnede olacağım ve Rahimcan’ın dışına çıkacağım” diyordum. Şimdi sokakta insanlar bana “Metehan” (canlandırdığı karakter) diye sesleniyorlar, bu çok keyifli ve kendimden kaçmak gibi geliyor.

Beklentiler ve Öngörüler

Lisede sayısal okumuştum, derslerde çok başarılıydım ama üniversite sınavım iptal oldu. Çünkü sınavdan kitapçığı da alarak çıktım. O dönem, o kadar çok deneme çözüyordum, alışkanlık olmuş, kitapçıkla çıktım ve sınavım iptal oldu. Çok saçma değil mi! Ama çok iyi oldu.

Abim mimar, benim de sayısalım çok iyiydi ve ben de öyle bir meslek yapacaktım, abimin ofisinde çalışacaktım. Konuya ilişkin olarak, ama sınavım iptal oldu. Sonra Gelişim Üniversitesi’nin radyo, televizyon ve sinema bölümünü kazandım.

Benim çıkış biletim oydu, aileme “Hadi eyvallah” deme kararı aldım. İstanbul’a geldim. Craft’a (tiyatro atölyesi) girdim. Öte yandan, farklı hocalardan da dersler aldım. Korkutmaz mı!

Konuya İlişkin Diğer Bilgiler

Metrobüste ağladığımı hatırlıyorum. Zordu; tanıdık kimse, cepte para yoktu. Akademi 35Buçuk’ta eğitim alırken Altan (Gördüm) Hoca çağırdı, “Seni birisiyle tanıştıracağım” söyledi.

Bununla birlikte, gelecek gördüğü öğrencilerini bir menajerle tanıştırdı. O kişi beni oradaki öğrenciler arasından seçti. Önce ‘El Kızı’ ve ardından ‘Kızılcık Şerbeti’ işleri geldi.

Şimdi de sırada bir sinema filmi var. Edinilen bilgilere göre, ◊ Bu meslekten ne umdun, ne buldun? Vallahi umduğum şey kendimin en iyi versiyonunu bulmak.

Sonuç

Ben de bulmaya, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Umarım daha da güzel olur. Bununla birlikte, hiç olmadı, biliyor musun!

Çünkü öncesindeki altı sene çok zordu. Bunu egoist bir yerden söylemiyorum ama İstanbul’da ilk yıllarım çok zordu. Şimdi müthiş bir rahatlama duygusu olmasa da sıra bende gibi hissediyorum.

◊ Sence senin farkın ne, neden seni izleyelim? Kendime yorum yapmam biraz garip olur ama dışarıdan duyduğum ve hatta Aliye Abla’nın (Uzunatağan) söylediği bir cümle çok kritik benim için. “Sen samimi bir oyuncusun” demişti.

Devamı

Ben hayatta da samimiyetimle kalmaya çalışan biriyim. ◊ Peki, şu an aynaya baktığında ne görüyorsun? ◊ Seni sen yapan en önemli ölçüde özelliğin ne?

◊ Geldiğin noktada oyunculuk sana ne ifade ediyor? Oyunculuk ilk aşkım, ötesi yok. Edinilen bilgilere göre, oyunculuk ete kemiğe bürünse yanımdan ayırmazdım, öyle garip bir bağım var.

Benim varım yoğum burası. ◊ Gelecekle ilgili hayallerin neler? Merak ettiğim, deneyimlemek istediğim birçok karakter var.

Devamı

Ketche müthiş bir yönetmen, delidolu ve benim alanımı çok genişletiyor. Onunla film yapmak isterdim. Berkun Oya’yla çalışmayı çok isterim.

SPOR YAPINCA YUNAN HEYKELİ GİBİ OLUYORUM ◊ Ailen ne diyor bu ünlenme durumuna? Annem Konya’da ünlü olmuş, markettekiler falan inanmıyorlarmış annem olduğuna. Ama ben annemin oğluyum.

◊ Sence tanındıkça hayatında neler değişti? Kısıtlandığın oluyor mu? Edinilen bilgilere göre, eğitim alırken derslerimizde bir hocam “Bu mesleği yapmak isteyenler, en büyük sıkıntınız şu olacak; özgürlüğünüzü satacaksınız” demişti.

Devamı

Mesela şöyle bir şey yaşadım bir mekânda; spagetti söyledim ve yemek yerken biraz dikkatsizce, hızlıca yemeği yediğim oluyor (gülüyor). Bir anda telefonlar çıktı. Gizlice fotoğraflar çekilmeye başlandı.

Bununla birlikte, sanki anormal bir durum varmış gibi. Oysa yanıma gelip sohbet etseler, birlikte fotoğraf çeksek çok keyifli olur. Sevilmek güzel bir şey.

Ama garip birkaç olay için mesleğimden falan vazgeçecek değilim, alışacağız. Konuya ilişkin olarak, ◊ Tanındıkça kadınlarla ilişki konusunda değişen şeyler oldu mu? Oluyor tabii. Birisinin gözüne baktığımda benimle Rahimcan olarak mı yoksa oyuncu Rahimcan olarak mı konuşuyor, bunu anlayabiliyorum.

Devamı

Tabii, 11 yaşında pazarda çalışan bir çocuktum, insan tanımaya, empati kurmaya o yaşta başladım. O yüzden anlayabiliyorum ve o alana girmelerine izin vermiyorum. ◊ Sosyal medyada fotoğraflarının altına “Eridim”, “Vücudun çok güzel” gibi şeyler yazmışlar.

Sen kendini seksi bulur musun? Spor yaptığımda harbiden Yunan heykeli gibi oluyor, garip bir şeye dönüşüyorum. Dört yıl yüzdüm, sanırım onun verdiği altyapı var.

Ama spor yapmayınca kendimi aciz bir şey gibi hissediyorum. Tavlanırım. Hakan şu an beni çok yoruyorsun. Su falan alabilir miyim (gülüyor).

Devamı

Koku ve bakış çok dikkat çeken. Bir de sapyoseksüelim biraz, zekâ çok kritik. Flörtlerim oldu tabii ama bir kere uzun süreli bir ilişki yaşadım.

21 yaşındaydım, 1.5 sene sürdü. Sen çat diye âşık olabilir misin, ben olamıyorum. Edinilen bilgilere göre, her şey çok ulaşılabilir artık, tahammül sıfır, bu da alanı çok daraltıyor.

Bir de gerçekten o kişiyi gördüğünde yer altından kayar gibi olmalı. Öyle olmuyorsa neden kendimi zorlayıp mutsuz olayım. ◊ Canlandırdığın karakter muhafazakâr bir ailenin oğlu…

Devamı

İzleyen herkese sempatik gelen, beyefendi bir karakter. Ne kadar sensin? Bunu anneme sormak lazım. Ama Metehan’da aslında aile sevgisizliğinin yol açtığı bir ‘bad boy’luk (kötü çocuk) vardı, kaostan besleniyor, sağa sola salça oluyordu.

Bir de Metehan aslında muhafazakâr bir ailenin seküler çocuğu. Edinilen bilgilere göre, bana kendimi dizginlemeyi öğretti. Birtakım olaylar oluyor, Metehan karakteri durup sadece izliyor, bir şeyleri kırıp dökmemek için susup kaçıyor.

Ben Metehan gibi değilim, bazen biraz daha yüksek olabiliyorum ama artık yapmamaya çalışıyorum. Kendimi dizginliyorum. Konuya ilişkin olarak, ◊ Hayatta ivmeli parlamaların mı olur?

Devamı

Bazen şeker hastası falan mıyım acaba diyorum (gülüyor). Şekeri düşünce insan birden hızla parlar, söner ya, ben de öyle olabiliyorum zaman zaman. Hatta kendi içimde kendimi en dibe çekerim.

Benim alevim kendime aslında.